Prof. Dr. Esra Hatipoğlu ile AGİT Seçim Gözlemciliği

Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde öğretim üyesi. Kendisi bugüne kadar Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı tarafından yürütülen Seçim Gözlemciliği kapsamında birçok ülkede kısa dönem gözlemci alarak yer almış bir isim. Bu misyon ülkemizde son zamanlarda sıkça gündeme gelir durumda. Biz de Prof. Dr. Esra Hatipoğlu’na hem Seçim Gözlemciliği uygulaması nedir, nasıl uygulanır bunları sorduk hem de görev aldığı ülkelerdeki deneyimlerini konuştuk.

 

Mustafa Çelik: Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) tarafından yürütülen Seçim Gözlemciliği uygulaması ne zaman başladı, bu uygulamanın kapsamı nedir?

 

Esra Hatipoğlu: Seçim Gözlemciliği AGİT’in temel amacı olan katılımcı ülkelerde insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğünün teşvik edilmesi bağlamında en önemli ve kritik görevlerinden biri olarak değerlendirilebilir.

 

1990 AGİT Kopenhag Belgesi seçim gözlemini kurumsallaştıran katılımcı ülkeler arasındaki ilk siyasi anlaşmadır, söz konusu Belge’de ülkeler seçimlerini izlemek üzere birbirlerine davetlerini sunmuş ve bu daveti de yinelenmesi gerekmeyecek şekilde daimi bir davet olarak gerçekleştirmişlerdir.

 

AGİT’in demokrasinin, insan haklarının, hukukun üstünlüğünün teşvik edilmesi ve korunması için oluşturulan en temel kurumu olan Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu’nun seçimleri gözlemleme yetkisi de yine aynı Belge’nin 8. Paragrafına dayanmakta ve bu durum 1990 Yeni bir Avrupa için Paris Şartı, 1993 Roma Belgesi, 1994 Budapeşte Belgesi ve 1999 Avrupa Güvenlik Şartı’nda da teyit edilmektedir.

 

Seçimlerin   “seçim günü”  dışında bir süreç olduğu düşüncesinden hareketle de 1994 Budapeşte Zirvesi’nde Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu’nun seçim gözleminin seçimlerin öncesi, esnası ve sonrası olmak üzere daha uzun bir süreyi kapsaması gerektiğine karar verilmiş ve bu karar kurum içinde seçim gözlem aşamalarına ilişkin düzenlemelerin belirlenmesi ilgili hazırlıkların hızlanmasına sebep olmuştur. Sonuç olarak da Büro uzun dönem seçim gözlemine ilişkin kapsamlı bir yol haritası sunarak AGİT’in seçim gözlemine yönelik yaklaşımını da tanımlayan ilk Seçim Gözlem El Kitabını 1996 yılında yayınlamıştır. Söz konusu yol haritası 1990’ların ilk yarısında sadece seçim gününe dayanarak değerlendirmeler yapan Büro’yu,  seçim sürecinin tüm aşamaları üzerinden daha kapsamlı ve isabetli değerlendirmeler yapabilir hale getirmiştir.

 

Seçim gözleminin kapsamına ilişkin olarak da yine 1990 Kopenhag Belgesi önemlidir. Zira bu Belge’nin bir diğer özelliği de katılımcı ülkelerin “halkın periyodik ve gerçek seçimler yoluyla özgür ve adil bir biçimde ortaya koyabildiği arzu, istek ve rızasını” tüm hükümetlerin otorite ve meşruluğunun temeli olarak gördüklerini dile getirmeleri ve bir seçimin gerçekten demokratik olarak nitelenebilmesi için gerekli şartlar üzerinde anlaşmalarıdır. Bu bağlamda bir seçim ancak evrensel, eşit oy hakkı, adil, gizli, serbest, şeffaf, hesap verebilir gibi sıfatlarla tanımlanabilir olduğunda “gerçek demokratik” seçim olarak değerlendirilebilir.

 

İşte aslında AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu seçim gözleminin de temel amacı AGİT katılımcısı ülkelerdeki seçimlerin AGİT taahhütlerine, Avrupa Konseyi standartlarına uyumu ile uluslararası yükümlülükler ve yerel mevzuata uygun olup olmadığını tespit etmektir. Büro sadece AGİT katılımcısı ülkelerdeki seçimleri gözlemler. 1990 Kopenhag Belgesi’nde gözlemin “ulusal seçimler” için yapılabileceği ibaresi yer alırken 1999 Avrupa Güvenlik Şartı ve 2006 Bakanlar Konseyi kapsamı “ulusal” sözcüğünü kaldırarak genişletmiş ve Büro’yu davet edilmesi halinde her seviyede seçimleri (yerel seçimler dâhil) gözlemlemeye yetkili kılmıştır.  Ancak ulusal düzeyde yapılan başkanlık ve parlamento seçimleri Büro’nun seçim gözleminde öncelikli yerini korumaktadır.

 

Bu çerçevede belli kıstasları göz önüne alarak değerlendirme yapan İhtiyaçları Değerlendirme Misyonu seçimin gerçekleşeceği ülkeye tam-ölçekli seçim gözlem misyonu, sınırlı seçim gözlem misyonu, seçim değerlendirme misyonu ya da seçim uzman heyeti gönderilmesini tavsiye edebilir.

 

Seçim Gözlem Misyonu seçim gününden 6 ila 8 hafta önce ilgili ülkenin başkentine konuşlanmakta ve seçim sürecinin her yönünü takip etmektedir. Dolayısıyla seçim mevzuatından, aday ve seçmen kaydına, seçim kampanyasından, medyanın rolüne, seçimlerin yürütülmesinden, seçimle ilgili sorunların, itirazların çözümüne, seçimlere kadınların ve azınlıkların katılımından, oylamaya, seçim gününde oyların hesaplanmasından, ilan edilmesine, hatta seçim sonrasında yapılan itirazlara ve başvurulara kadar her konu ilgi alanındadır ve gözleme dâhildir.

 

Seçim Gözlem Misyonunun yerleşmesinden yaklaşık bir hafta kadar sonra uzun dönem seçim gözlemcileri ilgili ülkeye gider ve seçim gününden sonra en az bir hafta daha ülkede kalmaya devam ederler. Uzun dönem gözlemcileri farklı milliyetlerden iki kişilik gruplar halinde ilgili ülkedeki coğrafi dağılım dengesi gözetilerek daha önceden hazırlanmış konuşlanma planına göre sorumlu oldukları bölgelere yerleşirler. Kısa dönem gözlemciler ise çoğunlukla seçim gününden dört gün önce ilgili ülkeye ulaşır ve yaklaşık bir hafta süreyle ülkede kalırlar. Kısa dönem gözlemciler varış günü “çekirdek ekibin” bilgilendirme toplantısına katılır, ertesi gün de görevli oldukları bölgelere gitmek üzere başkentten ayrılırlar. Kısa dönemli gözlemciler de farklı milliyetlerden ikili gruplar halinde çalışırlar.

 

Seçim gözlemi yanı sıra AGIT belli ülkelerde seçimlerle ilgili olarak yasal ve idari düzenlemelerinin iyileştirilmesi,  seçim komisyonu üyelerinin eğitimi, medyanın, polisin, hatta seçmenin bilgilendirilmesi gibi konularda da teknik destek ve yardım sağlamaktadır. Ancak bu tip görevlerde bulunanlar, görevlerini ifa ettikleri ülkelerde seçim gözlemcisi olarak bulunamazlar.

 

Mustafa Çelik: Üye ülkelerin bu misyonu benimsemeleri zorunlu mu, daha önce bu uygulamaya izin vermeyen devlet oldu mu? Gözlem sonucunda oluşturulan raporların üye devletler nezdinde bağlayıcılığı nedir?

Esra Hatipoğlu: Tüm AGİT katılımcısı ülkelerin diğer AGİT katılımcısı ülkelerden, Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu ve AGİT Parlamenterler Asamblesinden uluslararası gözlemcileri davet etme taahhütleri bulunmaktadır. Dahası 1999 Avrupa Güvenlik Şartı ile söz konusu devletler seçimlerin kendi başına bir sonuç olmayıp, asıl amacın seçim uygulamalarının iyileştirilmesi olduğu düşüncesinden hareketle AGIT/ Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu seçim değerlendirmeleri ve tavsiyelerini de ciddiyetle takip edecekleri taahhüdünde bulunmuşlardır.

Dolayısıyla zaten daimi davet taahhütleri 1990 AGİT Kopenhag Belgesi’nden beri mevcut olduğu için prensip olarak herhangi bir ülkenin yapacağı seçim sebebiyle resmi seçim gözlem daveti göndermesine gerek yoktur ancak uygulamada katılımcı ülkeler seçimden makul bir süre önce uluslararası gözlemci kabul etme konusundaki istek ve taahhütlerini  teyit eden daveti yazılı olarak Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu’na iletirler.

Gözlem sonucunda oluşturulan raporların üye devletler nezdinde bağlayıcılığı olmamakla birlikte seçim gözlemi daveti devletler tarafından çoğu zaman söz konusu seçimin şeffaflığı ve güvenilirliğinin teyidinde bir araç olarak kullanılmaktadır. Dolayısıyla gönüllülük esasına dayalı bir davetin sonucunda hazırlanabilecek olumsuzluklar içeren bir raporun en büyük yaptırımı aslında “uluslararası itibarla” ile ilgilidir.

Mustafa Çelik: Seçimlerde görev alacak olan gözlemcilerin seçimi kim tarafından, hangi niteliklere göre yapılıyor? Seçim yapılırken diplomatik temsilciliklerden yardım alınıyor mu? Genel olarak sürecin nasıl işlediği hakkında bilgi verebilir misiniz?

Esra Hatipoğlu: Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu her aktivite öncesi seçimle ilişkili alan faaliyetleri için ihtiyaç duyulan insan kaynağını sağlamak adına İhtiyaçları Değerlendirme Misyonu’nun raporunu takiben Büro web sitesinde alım çağrısı yapar ve başvuran kişiler arasından seçilenler ile yapılan kontratlar yoluyla da seçim “çekirdek ekibi” oluşturulur. Çekirdek ekipte görev alacak kişiler nitelikleri ve tecrübeleri göz önünde bulundurularak seçilmelerine rağmen, ekiplerin oluşumunda çeşitliliğin sağlanabilmesi için “milliyet” ve “cinsiyet”  kıstasları da gözetilir.

Seçim gözlemcileri ise Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu’na AGİT katılımcı ülkeleri tarafından sağlanmaktadır. Bir seçim gözlemi kararı alındığında, Büro uzun ve kısa dönemli gözlemci ihtiyacını AGİT katılımcı ülkelerinin Viyana’daki delegasyonlarına bildirir. Her ülkenin uzun ve kısa dönem gözlemcilerini seçim kıstası farklı olmasına rağmen, gözlemcinin ilgili ülke hakkında bilgisi, tecrübesi, diline hâkimiyeti gibi nitelikleri önemli olmaktadır. Süreç çağrı yapılan ülkelerin dış işleri bakanlıkları tarafından koordine edilmekte ve gözlemcilerin giderleri gönderen ülke tarafından karşılanmaktadır.

Çekirdek ekibin oluşumunda olduğu gibi uzun ve kısa dönem gözlemciler arasında da coğrafi çeşitliliğin sağlanabilmesi için her katılımcı ülkenin istenen toplam sayının en fazla yüzde onu kadar uzun ve kısa dönem gözlemci göndermesi mümkün kılınmıştır. AGİT seçim gözlemcilerinin mutlaka AGİT katılımcı ülke vatandaşı olması, Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu Seçim Gözlem Misyonları çalışma dilinin İngilizce olması sebebiyle de yazılı ve sözlü olarak İngilizceyi etkin bir biçimde kullanabilmesi gerekmektedir.

Öte yandan seçim gözlemcilerinin rolü sadece gözlem ve raporlama ile sınırlıdır, gözlemcinin talimat verme, yardım ya da oylama, sayım, verilerin sisteme girilmesi süreçlerine müdahale etme yetkisi yoktur.

Mustafa Çelik: Kısa dönem gözlemcilerin gözlem yapacakları bölge ve sandıkların seçimi nasıl yapılıyor? Kısa dönem gözlemcilere ne tür lojistik destekler veriliyor?

Esra Hatipoğlu: Kısa dönem gözlemcilerin gözlem yapacakları bölgeleri ve birlikte çalışacakları kişileri seçmeleri mümkün değildir. Görev bölgeleri ve birlikte çalışılacak kişiler kısa dönem gözlemcilerin ilgili ülkenin başkentine vardıkları gün açıklanmaktadır.

Lojistik destek ise görev bölgelerinde uzun dönem gözlemciler tarafından sağlanmaktadır. Uzun dönem gözlem gruplarının sorumlu oldukları bölgede seçim günü yapılacak gözlem için en fazla kaç kısa dönem gözlemciye ihtiyaç olduğunun hesaplanması, bölgedeki seçim sandıklarının uygun ve dengeli bir biçimde gözlem kapsamına alınabilmesi için kısa dönem gözlemciler için  mevcut seçim sandıkları ve adres listelerinin hazırlanması, uygun barınma imkânlarının sağlanması, birlikte çalışılacak deneyimli tercüman ve bölgeyi bilen sürücülerin bulunması ve ulaşım için arabaların temin edilmesi gibi sorumlulukları bulunmaktadır.

Mustafa Çelik: Kısa dönem gözlemcilerin elde ettikleri bilgileri işledikleri formlar objektif değerlendirme yapabilmek için yeterli oluyor mu? Bu formların içeriği hakkında bilgi vermeniz mümkün mü?

Esra Hatipoğlu: Kısa dönem gözlemcilerin seçimin yapıldığı gün gözlemlerini not ettikleri formlar temel olarak dört gruba ayrılır. İlk form “açılış”, bir başka deyişle herhangi bir seçim sandığında oy kullanımına başlanması öncesi, ikinci form “oylama” süresince,  üçüncü form “oylamanın sona ermesi, sandıkların kapatılması ve sayımın yapılması” aşamasında ve dördüncü form ise “Bölge Seçim Komisyonu’ndaki” yapılan gözleme yönelik değerlendirmeleri açığa çıkarmaya yönelik soruları içermektedir. Kısa dönem seçim gözlemci ikilisinden gün içinde bir açılış, en az on oylama, bir kapanış ve sayım, bir-üç arasında da  “Bölge Seçim Komisyonu” gözlem raporu hazırlaması ve merkeze faks yoluyla ulaştırması beklenmektedir.

Formlar objektif sorular içermekte, ancak söz konusu formlar ziyaret edilen sandıklarda sadece belli bir süre kalınarak “doldurulduğu” için gözlemcilerin sandıklarda “bulundukları andaki” durumu yansıtmanın ötesine geçememektedir. Gözlemcilerin sandıkları ziyareti öncesi ya da sonrasında olabilecek hiçbir olayın kayda geçmesi de doğal olarak mümkün olmamaktadır.

Mustafa Çelik: Peki Hocam görev aldığınız ülkelerde seçmen ve sandık heyetleri tarafından nasıl karşılandınız, gözlemcilere karşı yaklaşımları nasıl?

Esra Hatipoğlu: Bugüne kadar Ukrayna, Rusya, Moldova ve Gürcistan gibi ülkelerde değişik seçimleri gözlemlemek üzere AGIT kısa dönem seçim gözlemcisi olarak bulundum. Genel olarak hiçbir ülkede seçmenlerin ya da sandık heyetinin doğrudan olumsuz bir tavrıyla karşılaşmadım, hatta çoğunlukla sıcak karşılandığımızı ve samimi bir şekilde bilgilendirildiğimizi söyleyebilirim. Ancak zaman zaman ilgili bazı kişilerin seçim gözlem sürecinin varlığından duydukları genel rahatsızlığı bizlere yansımamak, bazılarının da gereğinden fazla hassasiyet göstererek bizi memnun ve tatmin etmek adına her türlü esnekliği göstermek için özel çaba sarf ettiğini hissettiğimiz de oldu.

Mustafa Çelik: Sandık çevresinde seçim gözlemcilerin bulunmasının caydırıcılık açısından etkileri oluyor mu?

Esra Hatipoğlu: Sandık çevresinde seçim gözlemcilerinin, özellikle de uluslararası seçim gözlemcilerinin bulunması her şeyden önce sürecin daha sorunsuz yürümesinin sağlanması açısından önemli. Uluslararası seçim gözlemcilerinin ziyaret olasılığı öncelikle sandık görevlilerinin görevlerini daha iyi yapabilmeleri adına izlenecek yolu daha iyi öğrenmelerine sebep oluyor. Gözlemcilerin sorularına doğru, kesin, tutarlı ve güvenilir yanıtlar verebilmek için hazırlık yapmak zorunda kalıyorlar, bu bile aslında başlı başına sürecin daha iyi işlemesine yol açıyor. Öte yandan sandık çevresinde uluslararası seçim gözlemcilerinin bulunması tam bir caydırıcılık sağlayamasa bile bu anlamda önemli bir unsur olarak değerlendirilebilir. Uluslararası gözlemcinin bulunduğu yerdeki her sandık görevlisi, sorumlusu o sandığın olumlu raporlanmasının ülkenin uluslararası itibarı açısından önemli olduğunu hissediyor ve ona göre davranmayı seçiyor…

Mustafa Çelik: Türkiye 1 Kasım 2015’de gerçekleştirilen Milletvekili Genel Seçimi için AGİT gözlemci gönderdi mi?

Esra Hatipoğlu: AGİT 2002 yılından bu yana 1 Kasım seçimleri dâhil Türkiye’de altı seçim gözlem misyonu gerçekleştirmiş durumdadır.

1 Kasım 2015 Milletvekili Genel Seçimini gözlemlemek üzere AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu tarafından Sınırlı Seçim Gözlem Heyeti (SSGH) görevlendirilmiştir.  Başkanlığı Büyükelçi Geert-Hinrich Ahrens (Almanya) yürütülen Heyet, Ankara’da görev yapan 11 uzmandan (10 AGIT katılımcısı ülkeden) oluşan “çekirdek ekip” ve ülkenin farklı yerlerinde görev alan 18 uzun dönemli gözlemciden (4 Ekim’den beri sahalarındaydılar) oluşuyordu. Bu heyetinde de görevi diğer seçim gözlem misyonlarında olduğu gibi Türkiye’deki seçimin AGIT yükümlülüklerine ve diğer uluslararası standartlara ve ulusal mevzuata uygun olup olmadığını gözlemlemekti. Az önce de belirttiğim gibi gözlemciler, aday kaydı, kampanya faaliyetleri, seçim kurulları ve ilgili devlet kurumlarının işleyişini, yasal çerçevenin uygulanıp uygulanmadığını ve seçim kaynaklı tartışma ve itirazların nasıl çözüldüğünü, seçim gününü takip edip, seçimin medyadaki yansımalarını da kapsamlı ve detaylı bir şekilde izleyerek raporlarını yayınladılar.

 

Yorum Bırak

Your Email Adresi will not be published.